Gazze’de başlayan ateş Türkiye’ye mi geliyor?
Türkiye’de Savaş Suçları Mahkemesi’mi kuruluyor?
Tümamiral Cihat Yaycı; Türkiye tüm halkların lideri olmak için hamle yapmalıdır
Cihat Yaycı; Türkiye tüm mazlumların haklarını korumak ve onlara lider olmak için önemli bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsatı değerlendirmesi gerekir. Kurumsal yapılanma ile Türkiye’de bir Savaş Suçları Mahkemesi kurmaya kalkması çok önemlidir. Bu hamle Türkiye’yi bölgenin ve bölge halkının lideri yapacaktır.
Bilindiği üzere 21.yüzyıl dünyaya savaşlarla, afetlerle, insanların ahlaki yapısının bozulmasıyla adımını attı. Özellikle teknolojinin ilerlemesiyle insanlar enerji doyumu için gözlerini denizlere ve denizlerin altındaki var olan kaynaklara dikti. Diğer yandan 21. Yüzyıl insanların ahlaki yapısının ciddi derecede çöküntüye uğramasını hızlandırdı. Bu durum zamanın farklı bir şekilde evrilmesine sebep oldu. İklimlerin değişmesiyle birlikte kullanılabilir su kaynaklarında da azalmalar oluyor. Bu durum insanların denizleri bir kaynak olarak kullanmak için atağa geçiriyor. Bugün bir çok dev firmalar okyanusları kapatıyor.
Olayları bu bağlamda değerlendirdiğimizde karşımıza bir çok olasılık çıkıyor. Özellikle İsrail’in Gazze’ye saldırılarını, Gazze limanlarındaki enerji kaynaklarına bağlamak insanın aklının bir ucuna takılı kalıyor. Binlerce insanı acımasızca öldüren, binlerce insanın kanını ellerinde taşıyan, katil, kana doymayan İsrail’in gerçek amacı nedir? İsrail’in yaptıkları yanına kalmalı mı,? İsrail’de çocukları öldüren eller nerede yargılanmalıdır? İnsanlık bu konuda üzerine düşeni yapıyor mu, yapabilecek mi?
Dinsel boyutlara olayları çekmeye çalışanların yanında görünmeyen diğer tarafı ise enerji kaynakları. Akademisyen, yazar, Mavi Vatan’ın mimarı, Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nin kurucusu, denizler konusunda uzman bilim insanı Tümamiral Cihat Yaycı Paşa’dan bu konuda ki görüşlerini aldık.
*Sayın Yaycı, değerli paşam siz mavi vatan projesinin mimarı ve hayata geçirilmesini sağlayan isimsiniz, ayrıca Libya ile yapılan denizler anlaşmasını yazan kişisiniz. Denizler yüzyılına girdiğimiz bu dönemde geleceği şekillendirecek olan denizler yüzyılı üzerine görüşlerinizi alabilir miyiz?
*Tümamiral Cihat Yaycı; Uzun yıllardır denizler üzerinde araştırmalar yapıyorum. Mavi Vatan doktrininin yazarıyım. Mavi Vatan haritasını çizmek 22 yılımı aldı. Eğitim hayatım ve sonrasında uzun yıllar denizler ve denizlerdeki kaynaklar üzerine araştırmalarda bulundum. Bugün dünya genelinde enerjinin artık denizlerden çıkartılmaya başlandığını görüyoruz. Petrolün %30’undan fazlası, Doğalgazın ise %50’den fazlası denizlerden çıkartılıyor. Diğer taraftan Türkiye’ye dönüp baktığımızda ise doğalgazın %100’ü denizlerden çıkıyor. Bu durum bize denizlerin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Tarih boyunca savaşlar hep menfaatler üzerine çıkmıştır. Menfaat ise zenginlik ve güç kaynağıdır. Zenginliği ve güç kaynaklarını elde etme arzusudur. Bu arzu günümüzde hidrokarbonlardır.
Hidrokarbon nedir?
Hidrokarbon, pek çok kişinin yabancı olmadığı petrol ve türevlerini de içerisine alan elementleri ifade etmektedir. Doğada sondaj çalışmaları ile elde edilebilen hidrokarbon türevleri, genellikle sıvı yakıtları nitelemek için kullanılmaktadır. LPG, benzin, motorin türevlerini piyasaya çıkartan hidrokarbon, petrol ürünü üretimi için kullanılıyor. Bu kaynakların çok büyük bölümü denizlerden çıkartılıyor. Bu durum bize 21.yüzyılda denizlerde çok ciddi mücadelelerin olacağını gösteriyor.
Tarih boyunca ticaret yollarının kontrol altında tutulmak istenmesi, balıkçılık mücadeleleri gibi bir çok sebepten dolayı savaşlar olmuştur. Günümüzde ise bu durum enerjinin de ortaya çıkmasıyla birlikte daha da önemli hale gelmiştir.
Diğer taraftan su da artık büyük bir sorun. Özellikle Ortadoğu’da büyük bir sorun. İsrail’in su kaynakları için mücadele ettiğini görüyoruz. Geçmişte de bu böyle olmuştur. Nil, Dicle ve Fırat arasında kalan alana sahip olmak istediğini, sulak arazileri almak istediğini tüm dünyaya ilan ediyorlar. Bunu geçmişten günümüze insanların bilinçaltlarına sürekli gönderimle işliyorlar.
Filistin’in kıyı bölgelerinde çok ciddi enerji yatakları bulunuyor, bu durum bölgenin hedef haline gelmesine sebep oluyor. Ayrıca Ortadoğu’da ciddi bir su sıkıntısı var. İsrail bu yüzden etrafındaki ülkelere saldıracak ki saldırıyor.
Şimdi geldiğimiz noktada Filistin Meselesi’nin altında iki önemli husus yatmaktadır. Filistin’in hem karada hem de Gazze’nin ve Batı Şeria’nın kıyı bölgelerinde hidrokarbon yatakları yani petrol ve doğalgaz yatakları bulunmaktadır. Bu durum o bölgelerin hedef haline gelmesine sebep oluyor. İsrail’in bu kaynaklara sahip olmak istediği, o bölgeleri almak istediği aşikar. Diğer taraftan Ortadoğu’da özellikle İsrail’de büyük bir su sıkıntısı var. Ve bu ülke suyu olan ülkelere saldıracaktır, bunu görmemek mümkün değildir. Zaten şu anda suyu olan bölgelere saldırmaktadır.
*Peki suyu olan devletler hangileridir?
*Tümamiral Cihat Yaycı; Fırat, Dicle, Nil yani bu su kaynakları hangi devletlerin topraklarından geçiyor? Hemen söyleyelim; Mısır, Suriye, Irak ve Türkiye. Bizim insanlarımız henüz bu durumu ciddiye almıyorlar. Ancak İsrail bu konuda vaad edilmiş topraklar adı altında bir bakanlık kurmuştur. İsrail bu topraklara sahip olmayı net bir hükümet politikası olarak görmektedir. Öyle ki bunu ortaya koymaktan çekinmemektedir. Bakanlığın adı ise ; “Kudüs ve Vaad Edilmiş Topraklar Bakanlığı”dır. Şu anda var olan savaşların nedeni petrol, doğalgaz ve su’dur.
*Savaşların asıl nedeni petrol, doğalgaz, su ise Siyonist İsrail’in dinsel nedenleri ikinci planda mı kalıyor?
*Tümamiral Cihat Yaycı; Hayır, hayır. Teorik olarak, Allah celle’nin onlara indirmiş olduğu Tevrat’ı ve İncil’i tahrip etmişlerdir. Bu iki kitapta tahrip edilmiş kitaplardır. Tevrat’ın aslında böyle bir şey buyurulmuyor. Tabii ki İncil’de böyle bir durumu ifade etmiyor. Tevrat ve İncil’in değişik versiyonları vardır. Onların değiştirildiğini kitabımız Kur’an-ı Kerim detaylı olarak açıklıyor.
Değiştirilen ve Siyonistlerin kendilerinin yazdığı Tevrat’ın Samuel versiyonunun 15.3 babında şöyle söylüyor : “Şimdi git, Amalekliler’e saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür.’ Onların tahrip ettikleri kitaplarında bu şekilde yazıyor ve onlar bu yazılana göre oradaki masum halkın üzerine bomba yağdırıyorlar. Yani Kitaplarına göre hareket ediyorlar. Vadedilmiş topraklar kendi kitaplarında var olduğu için ona istinaden “Vadedilmiş Topraklar Bakanlığı” kurmuşlardır. Ben buradaki gerçeği somut bir şekilde ortaya koyuyorum.
*Değerli komutanım konuştuğunuzda insanların önüne bir pencere açıyorsunuz, bu pencere bir çok yönü aynı anda gözler önüne seriyor. Bu yaptığınız açıklamalar sayesinde yetkililerimizde gerekli tedbirleri alıyor, bunu görebiliyoruz. Ayrıca bu açıklamalardan savaşın Türkiye’ye doğru geleceği gerçeği ortaya çıkıyor öyle mi?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Evet 7 Ekim tarihinden itibaren ifade ediyorum ki; “Başınızı Gazze’den dışarı çıkartın, hedef Türkiye”. Bu iş Gazze meselesi değildir. Gazze bir kıvılcımdır, bu kıvılcımdan bir yangın topu oluşturuluyor. Bu yangın topu Türkiye’ye doğru geliyor. Biz bunu görüyoruz, söylüyoruz, ikaz ediyoruz, tedbir alalım diyoruz.
Neticede bugünler durum daha net anlaşılmaya başlandı. Çünkü ben bunu söylerken müneccim değilim, ben bir düşünce merkezinin başkanıyım. Düşünce merkezinde bizler 594 kişilik bir topluluğuz. Türkiye başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden düşünce insanı topluluğumuzun içinde yer almaktadır. Ben bu topluluğun başkanlığını yapmaktayım. Bizler verileri toplarız, analiz ederiz ve değerlendiririz. Değerlendirmeleri yaptıktan sonra kamuoyu ile paylaşırız. Yani biz bilgileri duygusal, anlık olarak söylemiyoruz. Hepsinin bir dayanağı ve ispatı mevcuttur.
*Rusya’nın Kırım’da Türklerin yaşadığı bir yerde İsrail’e üs açması hakkında ne düşünüyorsunuz?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Başından itibaren “Rusya’nın İsrail ile stratejik müttefik” olduğunu söylüyorum. Bunun yazılı belgesi de vardır. Çatışmasızlık Protokol’ü vardır. Rusya, Suriye’deki hava sahasını başta İsrail olmak üzere Amerika ve İran’a sonuna kadar açar. Dolayısı ile bunların hepsi Türkiye’yi kuşatmak içindir.
* Türkiye’nin kuşatılması, İsrail’in “büyük İsrail ve vaadedilmiş topraklar için düğmeye basması” olarak görülebilir mi?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Rusya yandaşları olan Amerika, İsrail ve İran ile Suriye’yi parçalamıştır. Suriye 4 parçaya ayrılmıştır. Bu parçaların birinde Ruslar bulunmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Golan Tepeleri’ne Rus bayrağı çekilmiştir. İsrail özellikle Ruslardan Golan Tepeleri’ne sahip çıkmasını ve Rus bayraklarının asılmasını istemiştir. Ve onların istedikleri yapılmıştır. 2022 yılında Rusya’nın İsrail Büyükelçisi; “Rusya olarak İsrail’in Suriye’de yapacağı hava faaliyetlerine engel olmayacağız” diye yazılı taahhüt vermiştir. Bunları görmek lazım. Bunları bilmeden, görmeden, değerlendirmeden yapılan tespit eksik tespittir.
*Değerli komutanım son günlerde sizin de içinde bulunduğunuz grup, Savaş Suçları Mahkemesi’ni dillendiriyor. Türkiye’de Savaş Suçları Mahkemesi kurulmalı mıdır? Bu gerekli midir? Gerekli ise neden gerektiği hakkında bilgi verebilir misiniz?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Bu çok önemli bir adımdır. Bunun uluslararası bir karşılığı olur mu, olmaz mı bilmiyoruz? Ancak siz yapmıyorsanız, biz yaparız mesajının verilmesi gerekmektedir. Biz de Türkiye olarak “Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi” kuruyoruz. Biz de insanlık suçları mahkemesi kuruyoruz denmesi lazımdır, bu çok stratejik bir adımdır, çok önemlidir. Çünkü bu hamle dünya 5’ten büyüktür sözünün bir karşılığıdır.
*Bu önemli stratejik hamle için kimlere seslenmek istersiniz?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Bütün siyasi yapılara sesleniyorum. Bugün Türkiye’nin önünde bir fırsat vardır. Çünkü Arap Devletlerinin, petrol ve doğalgaz devlerinin Britanyalı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu bizler biliyorduk ancak ortalığa saçılmamıştı. Şu anda yeni gelişmeler ile bu ortalığa saçılmış durumdadır, bunu tüm halklar görmektedir. Tekrar ediyorum bu ülkemiz için büyük bir fırsattır. Türkiye’nin önünde başta Müslüman halklar olmak üzere, Dünya’daki tüm mazlum ve masum halklara liderlik yapma fırsatı çıkmıştır.
Türkiye bu durumu değerlendirmelidir. Türkiye kurumsal yapılarla hareket eder, ilerlerse ve bu gelişmeleri dünyaya kurumsal yapılarla duyurursa, o vakit gerçekten dünyadaki halkların lideri olur. Halkların lideri olabilmesi için bu faaliyet çok önemli ve gereklidir. Bunu ülkesini sevenler, Türkiye Yüzyılı diyenler, dünyadaki mazlum halklara sahip çıkmak isteyen herkesin sahiplenmesi gerekir. Ayrıca “Uluslararası Ceza Mahkemesi”n de devletler yargılanamıyor. Ancak şahıslar yargılanabiliyor. O nedenle devletlerin de şahısların da yargılanabileceği türden mahkemenin kurulması ve bunun arkasını da bir uluslararası yapının alınması çok önemlidir.
İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap ligi ve Türk Devletler Teşkilatı’na bu öneri götürülmelidir. Türkiye bunun alt yapısını çok güzel işleyebilir. Böylece uluslararası bir destek oluşur. Bunların artısını ve eksisini hükümetimiz değerlendirecektir.
*Sizin de biraz önce ifade ettiğiniz gibi Arap ligindeki yöneticiler zaten Arap Halklarını temsil eden yöneticiler değil. Onlar kendi durumları devam etsin diye her şeye evet diyen, ülkelerinin çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını düşünen yöneticiler. Dolayısı ile böyle bir gelişmeye onların evet demesi zor görünüyor. Bu konuda sizin görünüşünüz nedir?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Her şeye rağmen bu önerilerin o devletlerin önüne götürülmesi gerekiyor. Onlar tarafından red edilse dahi yine Türkiye kazançlıdır. Neden ? Çünkü Türkiye o ülkelerin şapkalarını düşürmüş, gerçek yüzlerini ortaya çıkartmış olacaktır. Bakın çok önemli bir şey söylüyorum; Bu önerinin yani “Savaş Suçları Mahkemesi”ne destek önerisinin red edileceğini bile bile Türkiye bunu masaya koymalıdır ki, halklar yönetimlerinin kendi yanlarında olmadığını görsünler .
*Bu olursa ne olur?
*Tümamiral Cihat Yaycı: Böyle bir durumda Türkiye oradaki tüm halkların lideri olur.
*Türkiye yeniden küllerinden doğuyor, büyük bir devlet oluyor. Arap coğrafyasına baktığımızda oradaki halkların Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Türkiye’yi çok önemsediklerini hatta lider gördüklerini her bağlamda bize hissettiriyorlar.
Hatta geçtiğimiz günlerde oraya savaşmak için giden iki Türk’ün şehit olması haberinde şehitler giderken ki mahşeri Gazze Halkı’nın ağlamasını tüm dünya seyretti. Kendi cenazelerine o kadar ağlamıyorlardı. Bu durum bizi onlara karşı daha da yakın kılıyor. Türklere olan sevgi selini görüyoruz. Sizin de ifade ettiğiniz gibi savaş bize doğru geliyor, biz bunu görüyoruz ve o savaşa hazırlanıyoruz. İnsanlarımız bu konuda çok yürekli ve cesur, herkes savaşın gelişine şimdiden maddi ve manevi hazırlanıyor. Bunu bir asker olarak siz çok daha iyi biliyorsunuz.
*Tümamiral Cihat Yaycı: Evet ben bunu başlangıçtan itibaren söyledim. Gazze de tünellerden bahsedilirken televizyonlarda bırakın diyordum bunları. Tehlike büyük, savaş Türkiye ye geliyor, Türkiye’ye geliyor” diyordum, Şimdi görüyorum ki benim dediğime geldi herkes. Tedbir tabii ki alıyoruz, almaya da devam edeceğiz.
Değerli komutanım, değerli bilim insanı görüşleriniz, değerli bilgilerinizle bizleri ve tüm okuyucularımız aydınlattınız, vaktinizi bizlere bahşettiniz, bizi onurlandırdınız, teşekkür ediyor, iyi çalışmalar diliyoruz.